Tarih: 28.01.2026 16:52

MÜNİH, MÜNİH OLALI BU KADAR SESSİZ GÜCÜ AYNI SALONDA TOPLAMAYA HAZIRLANMADI

Facebook Twitter Linked-in

Münih dolu olacak; otorite ise askıda.

13–15 Şubat 2026'da Münih'te yapılacak olan Munich Security Conference'a yaklaşılırken, ortaya çıkan tablo, hesaplardan çok zorunlulukların belirleyici hâle geldiğini gösteriyor.
Çin sessiz ama kararlı.
Rusya bekliyor, zamanı uzatıyor.
Hindistan uykudaymış izlenimi vererek hızla mesafe alıyor.
Amerika ise, teknolojide kaybettiği üstünlüğü telafi edebilmek için, enerjiyi küresel ölçekte kilitleyerek zaman kazanmaya çalışıyor.

Bu duruşlar tesadüf değil. Dünya yeni bir patron aramıyor; patronluğun işlevsizleştiği bir evreden geçiyor. Eski düzen çözülmüş durumda, yenisi ise henüz ortaya çıkmış değil. Bu belirsizlik alanında, aktörler tercih yaptıkları için değil; seçenekleri tükendiği için bu pozisyonlara sürükleniyor. Kimse niyetini ilan etmiyor; çünkü niyetini açıklayan, manevra alanını kaybediyor.

Enerji, artık yalnızca ekonomik bir başlık değil; jeopolitiğin kilit noktası. Enerji koridorlarını kontrol eden, yalnızca kaynaklara değil zamana da hükmediyor. Amerika'nın hamlesi, bu nedenle, ilerlemekten çok geciktirmeye dayanıyor. Amaç, üstünlüğü hızla geri almak değil; rakibin ivmesini kesmek, çatışma anını ileriye itmek.

Çin, bunu görüyor. Bu yüzden sessiz kalıyor. Açık çatışmadan kaçınıyor ama alan daraltmıyor, aksine genişletiyor. Teknolojide önde olduğu başlıklarda, frene basmıyor. Geri çekilmiyor. Görünür olmayı değil, sürekliliği esas alıyor. Bu sessizlik, bir zayıflık değil; bilinçli bir güç kullanımı.

Rusya, farklı bir oyun oynuyor. Gücünü tüketmeden bekliyor. Dengenin, başkaları tarafından bozulmasını izliyor. Zamanın, kendi lehine aktığını biliyor. Sabır burada bir refleks değil, stratejik bir tercih. Hamle, karşı tarafın hatasına bırakılıyor.

Hindistan ise tablonun en dikkatle izlenmesi gereken aktörü. Henüz süper güç dili kullanmıyor ama süper güç gibi hazırlanıyor. Sessizliğinin altında hız var. Görünürde edilgen, gerçekte iddialı. Taraf olmuyor; alan biriktiriyor.

Gelişmekte olan ülkeler, bu dönemde güç kazanmak ister; ancak, ara rejimde öncelik, kaybı sınırlamak ve hareket alanını korumaktır. Bu nedenle, askerî kapasiteyle birlikte enerji, finans ve diplomasi alanlarında eş zamanlı bir savunma kuruluyor. Açık ittifaklar yerini, esnek temaslara; açık pozisyonlar ise sessiz hizalanmalara bırakıyor. Yükselme iddiası olan, ikinci ligde bölgesel güç olma hedefi taşıyan ülkeler için bu dönem, yükselmenin neredeyse kapandığı, tutunmanın ise tek gerçek hedef hâline geldiği bir dönemdir.

Avrupa, bu ara rejimde karar veren değil; verilen kararların geleceğe taşınan maliyetini yöneten bir aktöre dönüşüyor.

Dünya eskisi gibi değil.
Geriye dönmüyor; askıda duruyor.

Öngörülebilirlik, ciddi biçimde azalmış durumda. İktidarlar kalıcı değil. Dengeler sabit değil. Güç el değiştiriyor ama bunu ilan etmiyor. Çünkü ilan edilen güç, aynı anda hedef hâline geliyor.

Birinciler, yerini kaybetmemekle,
ikinciler, yetişmeye çalışmakla;
geride kalanlar ise ayakta kalmakla meşgul.

Bu bir kaos değil.
Ama bir düzen de değil.

Bu bir ara rejim.
Her şeyin geçici olduğu, herkesin beklediği, kimsenin açık konuşmadığı bir dönem.

Dünya bugün tam olarak burada duruyor.

Güç kaybı sessiz yaşanır; onu telafi etme telaşı, dünyayı gürültüye boğar.

Çetin Ay
CEO
Düsseldorf/Germany




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —