YaşıYORUM…

 Tarih: 19-07-2018 21:20:11
TAHSİN TUNÇ Mali müşavir- eğitim uzmanı

Eskilerin hesabıyla,  yazın tam ortasındayız,   yaşar kemalin romanlarında bahsettigi Çukurovası gibi, hava,sıcak mı sıcak, toprak kavruk ve hastalıklı bir kadın gibi, tahta sundurmadan aşağıya ayak vurup , meydanın orta yerine,  ha kustu ha kusacak….

       Gökyüzü,  Eski bir kilim gibi tozlanmış ve örselenmiş…güneş genç ve diri bir  kadın gibi her dem yakıcı… ve kendi köşesinde tüm ihtişamıyla oturmakta, gelene inat, gidene nazire yaparak ve  şuh kahkahalar atarak susmakta,

        yeni aşklara yelken açmaya hazırlanan bir yosma gibi seyirip gezen gölgelik, her zaman ki alaycı üslubuyla, iki ağzı kahpe bir acıya yaslanan kalleş bir bıçak gibi sessizce uzaklaşmakta… 

        Piyasada para seviciler, etrafta hoyratça bekleyen hırsızlar , arsızlar, tokatçılar, yankesiciler….   Karanlık gece, hayın bir çakal gibi, sinsice yaklaşıyor, ve şahmerdan bir yılan gibi ıslık çalarak gelen karanlık, yıllanmış çınar ağacının  derin yırtmaçlı  yaprağı gibi şehrin kirli sokaklarına akmakta…

        zaman,  derin bir huşu içinde, gelecek kötü günlerin müjdesi gibi,  sonu başından belli bir gayya kuyusunun acımasız, insafsız, korkutucu yüzünü

 -Ve mavi

       -ve yeşil

             -ve sarı gökyüzünün,

 sulietine yansıtmakta…  

      iyiliğin erdem , doğruluğun serden, ahlakın geriden, yeşil bir gözün güzelden,  hoyrat bakışlı dik belalının heriften sayıldğı rezilliği yaşıyor….

         kendi ağırlığının  on katı fazla ağırlığı taşımaktan beli bükülmüş  ihtiyar bir hamal gibi,  zalim bir zaman belimizin am ortasına basıyor…

        ve minarelerde ezanlar okunuyor…sırtımızdaki  ağır vebalin yükünü yere bırakıp,   her sela sesinde korkuyla birbirimize bakıyoruz…

         yanık sesiyle bir müezzin kıyama davet ederken izanı, kalın ve hassas göz kapaklarımızın arkasında yüreğimizi burkan   bitmez  sandığımız ihtiraslarımızı,  kirli bir ağızdan, iştahlı bir boğazdan, derin ve zavallı bir gırtlaktan aşağıya doğru sallıyoruz….     

        biliyor musunuz, ,siz, biz,  hepimiz…. Geleceğin küfünü koklayıp,  geçmişin tozlu raflarında yaşıyoruz…

    ağzından sallasıyla sürüye dalan kurdun, hışmına uğramış koyun sürüsü gibi birbirmize sokulsak bile, dün olduğu gibi buğünde   korkunç  bir sonun serencamıyla  yalnızlığımızın vebalıne şaşırıyoruz…

       aslında biz, Çığlık çığlığa sessiz, kalabalıklar içinde öksüz, tek kişilik hücrelerimizde, onursuz bir hayatın yükünü taşıyoruz…

        

  Bu yazı 1800 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
resmi ilanlar
Yukarı