YEREL SEÇİMİN ARDINDAN

 Tarih: 04-04-2019 23:35:45  -   Güncelleme: 04-04-2019 23:36:00
OSMAN KARABAY

YEREL SEÇİMİN ARDINDAN

Ülkemizde gerçekleşen son yerel seçimler sonucunu siyasi birikimim perspektifinde değerlendirmek istiyorum. Bir önceki yazımda yerel seçimlere dair öngörümde Ak Parti’nin büyük şehirlerin, illerin, ilçelerin ve beldelerin çoğunu kazanacağını belirtmiştim. Sonuç da öyle oldu. Otuz yılı aşkın süredir siyasetin içerisinde aktif ve sahada biri olarak, her seçimi birebir yaşayarak ve de gözlemleyerek oluşan tecrübemi ilk defa seçilen belediye başkanlarına -asla akıl vermek adına değil, faydalı olabileceğim düşüncesi ile- aktarmak istiyorum. İlk defa seçilen belediye başkanları, problem yaşamadan nasıl bir anlayışla belediye başkanlığı yapmalılar?

1) Seçim atmosferinde göremediklerini; seçimde kimin faydalı olduğu, kimin faydalı gibi göründüğü, ekibinde gerçek çalışan ile kameraya görüntüye girerek yapmacık davrananları ayırt edebilmesi gerekir. Başkanlar; daha çok kameraya çıkan, resim karelerinde olan, belediye başkanlarına yakınmış gibi görüntü verip asıl oy akışının olduğu yerlerde bulunmayanları -yani görüntü de olup hakikatte olmayanları- idrak edemez ise başlangıçta eksi ile başlayacaktır.

2) İkiyüzlü, samimiyet yoksunu insanları seçim süreci içinde tanıyamamış ise aday, bunlar kendisine hoş görünecek, devamlı “Her şey iyidir, güzeldir.” diyecek, başkan bu kişilerle ekip kuracak, bu ekip ilk aylarda başkanı olumsuz yönde yönlendirecek. En az bir yıl böyle geçecek, gerçeği o bir yıl içinde görebilse dahi toplumun başkan için oluşan düşünceleri yıllarca sürecek ve ikinci defa tekrar aday olsa bile hüsrana uğrayacaktır.

3) Nüfusu az olan belediyelerde çalışma ekibinde, yönetim kadrosunda tanıdık, yakın, akraba, çevre baskısı gibi faktörleri göz önünde tutanlar kesinlikle başarısız olacaktır. Nüfusu fazla olan belediyelerde ise liyakat harici düşünceyle hareket edildiğinde yine aynı hüsran yaşanacaktır. Beş yıl öylesine çabuk geçiyor ki bir bakmışınız yeniden seçimlere hazırlanıyorsunuz. Kısacası; birinci yıl belediyeyi ve işleyişi tanımak; ikinci yıl şekillendirmek, düzenlemek; üçüncü yıl hizmetlerin ağır ağır görünürlüğü; dördüncü yıl seçim zamanına yaklaşmanın verdiği karışıklık, seçim baskısı…

Üstte yazdıklarımı dikkate alan belediye başkanı ne yapmalı?

1) Öncelikle kararlı olmalı. İkinci dönem belediye başkanlığını o günden itibaren düşünmeye başlamamalı. “Bir dahaki dönem ben nasıl aday olurum, nasıl belediye başkanı seçilebilirim?” düşüncesi yerine; “Allah’ın rızasını nasıl kazanırım? Bunun için adil olmalıyım. Çalışan personeli empati yaparak düşünmeliyim. Çalışanla çalışmayanı ayırt etmeliyim. Herkese, hakkının gereğini vermeliyim. Hizmet anlayışına en acil olandan başlamalıyım.” fikriyatı hakim olmalıdır.

2) Dinlemek, makul olanı değerlendirmek… Aykırı dahi olsa tüm fikirleri dinleyerek, bir değerlendirme ekibi kurmak, farklı görüşten insanları da o ekibin içerisine dahil etmek ve bütün analizler sonucunda doğruda ısrarcı olmak, topluma hizmet amacı gütmek…

3) Örnek olmak… Belediye başkanı halka dokunabilmeli. Belediye başkanı toplumun önünde olan insandır. Dolayısıyla belediye başkanını hem oy veren hem de oy vermeyen herkes takip eder. Başkan; konuşmasına, oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine ve giyimine kadar her şeye dikkat etmeli. Belediye başkanı, bulunduğu yörede çocuktan gence, yaşlısına kadar her kesime örnek olabilen birisi olmalı.

Netice itibarıyla; her şey ne tamamen hizmet ne de tamamen insani ilişki. Hizmet ve insani ilişkinin bir arada buluştuğu belediye başkanının başarısız olması söz konusu değildir. Bu yazım tamamıyla, ilk defa seçilen belediye başkanlarına yol göstermek amacıyladır. Aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar kaleme aldım vesselam.

  Bu yazı 3708 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
resmi ilanlar
Yukarı