Kazanımlar ve İstikrar

 Tarih: 21-06-2018 23:07:07
OSMAN KARABAY

2002 öncesi Türkiye’yi yeniden hatırlamalıyız. O günün çocukları, bugünün gençlerine o yılları, çekilen çileleri ve yokluğu doğru anlatamazsak vebalde kalırız. Son on altı yılda ülkemizin geldiği noktayı çocuklarımıza, yakınlarımıza bir bir anlatmalıyız. Onlar, on altı yıl önce üç yaşında, beş yaşında henüz çocuktular. Şimdi ise her biri yirmili yaşlarda. Bolluğun, imkanların içerisinde mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyorlar. 2002 yılı öncesi Türkiye’nin istikrarsızlığını, problemlerini yaşayan bugünün kırk yaş üzerindeki insanları tekrar o günlere bir daha dönmek istemiyor. Ama tekrar ifade ediyorum ki bugünün gençlerine, o günün gençleri bir daha, bir daha o günleri tekrar tekrar anlatmalılar.

O günün Türkiye’sinde hastaneye gidiyordunuz ve size senet imzalatıyorlardı. Evet, bir kez daha belirtiyorum “senet” imzalatıyorlardı. MR çektirmek, tomografi çektirmek, hastanede yatmak, ameliyat olmak fukara için bunlar bir rüya, bir hayaldi sadece. Peki, senet imzaladınız hastaneye gidince de MR ya da tomografi ne kadar yaygındı? Engelli çocuğu olan bir aile -hem de fakir- kendi hâline terk edilmiş, çileler içerisindeydi. Dul, eşi vefat etmiş, üç dört tane çocuğuyla bir başına kalmış birisi... İnsanlar yardım edecek de çocuklarını

büyütecek! Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz sözüne muhataptı tümü. Eşi vefat etmiş bir hanım kardeşimiz çocuklarıyla sefalete mahkum edilmişken, eşinin yalnızca üç yüz günlük, beş yüz günlük sigortası az bir para yatırılarak dokuz yüz güne tamamlanıyor ve o kardeşimiz muhannete muhtaç olmaktan kurtuluyordu. O annelerimizin yetiştirdiği gençler, onurlu annelerinin emekli maaşlarıyla bugünlere geldiler. Ya yaşlılar, kimsesizler, yoksullar? Onlara uzanan devlet elini de son on altı yılda hepimiz gördük, görmeye devam ediyoruz.

Dikkat ederseniz yukarıdaki ifadelerimde Türkiye’nin son on altı yıldaki kalkınmasından hiç bahsetmedim. Duble yollar, hızlı trenler, üçüncü havalimanı, ihracattaki ve gayrisafi milli hasıladaki artış, yüz binlerce fukaranın, ödeyeceği kiradan daha ucuz taksitlerle ev sahibi olduğu bu yıllar, doğalgazla tüten ocaklar... Evsiz fukaraların yok denecek kadar az kaldığı günümüz Türkiye’si bahsettiğim. On altı yıl öncesini hatırlamak, hatırlatmak; unutmamak, unutturmamak vebal olsa gerek. Kazanımlardan ve istikrardan vazgeçmek istemiyorum. Ülkemi ve milletimi seviyorum. İstiyorum ki hepimiz zengin olalım. Devletimiz ve milletimiz güçlü olsun. Dünyada daha çok söz sahibi olmak için var mısınız? Ben varım!

Evet, siz de varsınız. Sesinizi işittim. Öyleyse yolumuz açık... Allah yâr ve yardımcımız olsun!

  Bu yazı 2338 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
resmi ilanlar
Yukarı