mecidiyeköy escort şirinevler escort kadıköy escort
1xbet yeni giriş
Tipobet365 Giriş

ankara escort

DERTLİ YÖNETİCİ

 Tarih: 12-12-2019 16:20:40  -   Güncelleme: 13-12-2019 17:20:00
OSMAN KARABAY

Allah herkese  farklı görevler verir. Kul ise ne yazık ki çoğunluk her şeyin kendi iradesinde olduğunu sanır.  Nasıl imkânların sunulacağı, yaşayacaklarımız önceden belirlenmiştir. Şimdi ben bunları yazmaya başladığımda ne yazık ki birçok itiraz ardı ardına gelecek, bunu da biliyorum. Zenginlik Allah'ın takdiriyle olur. O, "Ol!" der, olur. Öyle olmasaydı en zekiler, en zengin olurdu. Demek ki öyle değil. Peki, öyle ise imtihan yok mu? Var tabii ki. Allah'ın kuluna sunduğu imkânlar da zorluklar da imtihan. Ne konumda isek; zengin, fakir, hasta, sağlıklı... Hangi durumda isek; tümü imtihan.

Şimdi bu yazımı kaleme alma sebebime gelelim. Saat 00:30 yatakta kıvranıyorum. Bir sağa, bir sola dönüyorum. Gözümü uyku tutmuyor. Normal uyuma zamanım 23:30-00:00 arası. O saat geçince dengem bozulur, sabah kalkmakta problem yaşarım. Bu problemi, yıllardır belli saatlerde uyumakla çözdüm. Saatimi kaçırdığımda ya erken uyanırım ya da geç. İşte yine aynı hâl, düşünce uyutmuyor. Derken dalmışım, demek ki saat 00:40 gibi ve 03:35 tekrar uyanıyorum. Eyvah, yarınım alt üst yine! Sabaha en az üç saat var. Uyuyamam artık. Bilgisayarımın olduğu odama geçiyorum. Bilgisayarımı açıyorum. Gece beni uyutmayan sorunu yazmalıyım. Benim hâlimden ancak yazanlar anlar. Neydi gece beni uyutmayan? Dertli yöneticiler... Geceleri uykuları kaçan, bizim gibilerin ara sıra; dertli yöneticilerin ise devamlı yaşadığı sorundu beni uyutmayan. Sorumluluğun, vebalin ne olduğunu bilen, o güzel insanları yazmalıydım. Kendilerine yüklenen bu yükün manevi değerini bilen insanları... Gece uyku tutmadığında kalkıp yazmadığım; ama o yükten kurtulamadığım, tekrar uyanarak kaleme aldığım bu konuya "aşk söyletir, dert ağlatır" derler. Aşkın tümünü insani, derdin tümünü de bireysel düşünmeyen o güzel insanlar... Kendilerine bahşedilen görevi hakkınca yaptığında,  zorlukların karşılığında cennetle mükâfat alacak insanlar... Bulunduğu makamın dünya nimeti yerine, çilesine tabi olan insanlar... İşte onlardı beni uyutmayan ve tekrar uyandıran. Dedim ya, yazan anlar ancak hâlimden.

Hangi görevde ise o görevin imkânları doğrultusunda azami gayret gösteren, örneğin; il milli eğitim müdürü tüm okulları tebdili kıyafetle tek tek habersizce gezebilir. Eksikleri bizzat görür, çözüm üretir. Bir başhekim, gece geç vakitte habersizce ve tebdili kıyafetle hastaneye gider, problemleri yerinde görür. Şimdi, normalde ne milli eğitim müdürünün ne de başhekimin böyle bir mecburiyeti olmayabilir. Yani ne milli eğitim müdürünün tüm okulları bir bir gezecek diye bir sorumluluğu, ne de başhekimin geceleri hastaneyi habersizce ziyaret edecek diye bir mecburiyeti bulunmayabilir. İşte benim anlatmak istediğim, sadece mecburiyet değildir. Yapılması gereken, mecburiyetin dışında "vicdanen daha çok ne yapabilirim derdi" ile dertlenmektir. Verdiğim kurumlar sadece örnek açısındandır. Bunu daha da çoğaltabiliriz. Her kurumdaki yetkili, kendi bulunduğu alanda, "Daha çok ne yapabilirim? Allah bana yetki vermiş. Bunu, nasıl insanlığa faydalı olarak gerçekleştirebilirim?" diyebilmelidir. Var mıdır böyleleri? Elbette vardır, onlar dertlidirler ve o dert onları yerinde durdurmaz. Böyle yöneticilerin, çoğunluğa ulaştığında ülkemizin ne kadar önemli yol kat edeceğine şahit olacağız. Ya Rabbi, bu asil milletin mutluluğu için uykuları kaçan, mesai mefhumunu düşünmeyen o vatan sevdalısı kardeşlerimizi hem çoğalt hem de onların gücüne güç kat! Biz onları seviyoruz, sen de sev Ya Rabbi!

Bundan yirmi yıla yakın bir süre önce yürüyerek gazeteye gidiyorum. Birisine çarptım, hemen özür diledim. İki defa sert tepkiyle karşılaştım, yine özür diledim; çünkü ben hatalıydım. Neydi kafamdaki dalgınlık, biliyor musunuz? Yolda yürürken köşe yazımı yazıyordum. Yazımın yarısını geçmiştim dahi. Belki birçoğunuza garip gelecek; ama yazanlar anlar ancak hâlimden.

Otoyolda hareket hâlindeyim, birkaç cümle geldi aklıma, çok önemliydi. Az ileride gördüğüm ilk akaryakıt istasyonuna girdim, aracı durdurdum. Aldım elime kalemi, ajandaya o cümleleri yazdım. Sonra yoluma devam ettim. Bu bizim derdimiz. Dertli insan, derdiyle yoğrulur. Bir arkadaşın ofisinde lokantada yemek yerken vs. birçok yerde yazarız işte. Hele dertliyseniz, daha çok yazarsınız.

Yaşımız gençti. Gazetenin haberlerinin çoğunu  ben yapıyordum. Nerede o günler şimdi? Arada bir köşe yazımızı zor yazıyoruz. Hem yaş geçiyor hem sağlık sorunları... Bunları neden anlatıyorum? İşte şu sebepten: Allah yıllarca çok fırsat verdi bana. O yılları Allah'ın rızası doğrultusunda geçirmişsem ne mutlu! Yok hata fazla ise; verilen imkânı iyi değerlendirmemiş oluyoruz. Önce kendi nefsimle anlattım ki önce kendimi sorgulayayım ve imkânın önemini anlatayım diye.

Dağda  çoban olup sadece koyunlardan mesul olur, onun hesabını verebilirdim; ama Allah imkân verdi, yıllarca yazdık. Doğru yazdıysak mükâfat; yoksa azap var. Şimdi tekrar dertli yöneticilere gelelim. Allah onları yönetici yapmış. Bu bir fırsat, aynı zamanda ateşten gömlek. Yönetici, dertli ise uykuları kaçar. Yemek yerken boğazından geçmez. Yeri geldiğinde gözyaşı döker. Dertli değilse gününü gün eder. Kendisine sunulan fırsatın kadrini bilmemiş olur. Dertli yönetici şöyle dua alır garipten: Ya Rabbi onların gücüne güç kat. İşlerini kolaylaştır,  onları cennetinle müşerref kıl! Dertli olmayan sadece makamın imkânlarını, nefsinin istek ve arzularına göre kullanır. Onlar üstteki duadan mahrum kalırlar. Demek ki fırsatı veren de imtihan eden de O. Her şeyi yoktan var eden... Bir de ben dua edeyim istedim: Ya Rabbi derdi, milletin derdi olan yöneticilerin ferasetini daima açık tut!

  Bu yazı 5287 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
resmi ilanlar
Yukarı