escort izmir

instagram Photo and Video Download

SURİYE'NİN KUZEYİNDE KURULACAK BİR TERÖR DEVLETİ FİKRİNDEN VAZGEÇMEDİLER

 Tarih: 19-12-2018 21:16:33
Destici Genel Merkez Binamızda yaptığı basın toplantısında ülke ve dünya gündemini değerlendirdi. Emeklilikle yaşa takılanların haklı talepleri olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, şunları söyledi:

"Önce devlet tarafından verilmiş bir hak daha sonra başka kanuni düzenlemelerle vatandaşın elinden alınmamalıdır. Bu yanlıştan geri dönülmeli ve emeklilikte yaşa takılanların hakkı olan hak ettiklerindeki emeklilik kendilerine bir an önce verilmelidir. Burada bütçe dengelemesinden bahsedilmektedir. Devletimizin bunu karşılayacak parası olduğuna biz inanıyoruz. Devletimizin bu gücü vardır. 3 bin 600 ek gösterge beklentisi içinde olan öğretmen, din görevlisi, uzman jandarma, polis, hemşirelerimiz var, bunlara verilen sözün yerine getirilmesini biz bekliyoruz. Bütün bu konuştuğumuz taleplerin hepsi verilmiş olsa en fazla 40 milyar TL yıllık maliyetinin olduğunu görüyoruz. Bu da en yüksek hesaplamalarla çıkan rakamdır. Bütçeye baktığımızda Türkiye, 117 milyar sadece faize para ödüyor. Biz bu faiz illetinden memleketimizi kurtarırsak bu vatandaşlarımızın bütün taleplerini yerine getirdiğimiz gibi onların istediğinin 2 ya da 3 katını verebilecek bir kaynağı da oluşturabilme gücüne sahibiz."

ASGARİ ÜCRET EN AZ 2 BİN TL OLMALI
Asgari ücretin en az 2 bin TL olması gerektiğini savunan Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Vatandaşımız hayatını idame ettirme adına bu rakamı arzu ediyor, bu bir konforlu hayat rakamı değildir. Sadede açlık sınırı altında kalmamak adına istenen bir rakamdır" dedi.

İŞSİZLİK RAKAMLARI

Türkiye İstatistik Kurumu (Tüik)’in açıkladığı rakamlara göre; işsizlik oranı Eylül’de geçen yılın aynı ayına göre 0,8 puan artarak yüzde 11,4 olmuştur. Yani Türkiye’de işsiz sayısı 330 bin kişi artışla 3 milyon 749 bin kişiye ulaşmış; Eylül ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıklamıştır.

Söz konusu ayda 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 1,6 puan artarak yüzde 21,6 olmuştur. İşsizlik oranı, 15-64 yaş grubunda ise 0,9 puan yükselerek yüzde 11,7 olarak gerçekleşmiştir. İstihdam edilenlerin sayısı ise 0,1 puan artmıştır.  Yani 266 bin kişilik bir istihdam artışı oldu ve bu oranları da sektör sektör ayırmışlar.

Tarım, inşaat, mevsimsel istihdam verileri, kayıtlı ve kayıt dışı çalışanlar. Hepsi var. Elimizde işsizliğe dair birçok rakam, yüzdelik dilimler de bulunmaktadır. Araştırma sonuçları bizlere sayısal verileri sunuyor.

Buraya kadar her şey tamam!

Önümüze açık bir tablo sunuluyor. Bu da çok güzel!

Peki, çözüm?

İşsizlik sorunun, istihdam sorunun ardında yatan sosyal nedenler neler? Hadi, nedenleri de birçok araştırmayla elde ettik diyelim ki bu zor bir şey değil.

Peki, bu nedenleri ne kadar önemsiyoruz?

Ne kadar bu nedenler üzerine kafa yoruyor, ne kadar çözüme doğru ilerliyoruz? Gözden kaçırmamız gereken bir nokta var. Önümüze her yıl gelen bu veriler, sadece rakamdan ibaret değildir.

Bunlar ülkemizin; mutlu ve mutsuz insan rakamlarıdır.

Mutlu ve mutsuz gençlerimizin rakamlarıdır.

Çocuklarına iyi bir hayat sunabilen ya da sunamayan bir babanın “huzur rakamlarıdır.” Bir ailenin yaşamaya dair, ihtiyaç ve isteklerini ne kadar gerçekleştirebildiğinin rakamlarıdır. Bu veriler, Türkiye’nin mutluluk ya da mutsuzluk rakamlarıdır.

Çünkü bir iş sahibi olmak ya da olmamak, düzenli bir gelirinizin olması ya da olmaması… Hayatınızda, sosyal çevrenizden, insani statünüze ve hatta toplumdaki değer derecenize kadar belirler. Bunu hiçbirimiz inkâr edemeyiz.

Maalesef ki istemesek de yaşadığımız yüzyılda işler böyle ilerliyor. Yaşam standartlarınız, insani özelliklerinizden daha önemli ve sizin kimliğinizi bu belirliyor.  Bu nedenle açıklanan işsizlik oranı hepimizi doğrudan ilgilendiriyor.

İŞSİZLİĞİN YÜZLERCE YAN ETKİİS VARDIR

İşsizlik, toplumsal olaylara kadar, gündelik ve Türkiye’nin geleceğine dair her şeyle yakından ilgili ve bağlantılıdır.

İşsizliğin, mutsuzluğun; insanların üstündeki psikolojik etkilerini dahi düşünmek gerek. Özgüven kaybı, saldırganlaşma, toplumdan dışlanma gibi gibi… Size işsizliğin yüzlerce yan etkisinden bahsedebilirim. Mesela, üniversiteden mezun olan binlerce gencimiz var. Bu mutsuzluk rakamları onlar üzerinde yoğunlaşıyor.

Öğrenciler okurken eğitiminden çok, mezun olduğunda iş bulup bulamayacağının kaygısını yaşıyor. Mezun oluyor, hayalindeki iş yerine, uzmanlık alanı yerine ne bulursa o işe giriyor. Çünkü gelecek endişesi onu hayallerini yaşamaya değil, bulduğuyla yetinmeye zorluyor.

Sonraki tablo da malum; yetenekleri dışında istihdam edilen mutsuz çalışanlar, istemeyerek yapılan işin başarısız sonuçları… Bu döngü Türk Milletine de Türkiye’ye de öyle zarar veriyor ki!

Sokakta yürüyen insanlara bir bakın! Sizce kaçı halinden memnun görünüyor? Devlete ve bu kürsülerde yer alan bizlere düşen görev, ülkemizde yaşayan vatandaşlarımızın refah seviyesini yükseltmek ve yaşamlarını kolaylaştırmaktır.  

Devletimizin bu anlamda daha sağlıklı ve ileriye dönük adımlar atması gerekmektedir. Fakat burada vatandaşımıza da görev düşüyor. Birçok belediye ve üniversitelerin ücretsiz meslek edindirme kursları var. Bunlara giderek donanımlarını arttırabilirler.

İş-kur’un bu anlamda sunduğu imkânlar var. Bunları takip edilebilir ve bir işi öğrenmek için en temelden başlamak gerektiği de unutulmamalıdır. İşsizlik sorunu bir yana dursun,  geçen haftaki basın toplantımızda değindiğimiz üzere bütçe görüşmelerinde de bir an evvel; işçiyi de işvereni de mutlu edecek şekilde “asgari ücret” konusu çözüme kavuşturulmalıdır.

GÜNLERDİR SOKAK OLAYLARI MANİPÜLASYONU VE ALGISI YÜRÜTÜLÜYOR

Ülkemizin gündemi şu ara seçimlerle meşgul. Biz de dâhil olmak üzere tüm siyasi partiler, vatandaşımıza daha iyi hizmet sunabilmek için bir hazırlık içerisindeyiz. Bu ülkemiz ve vatandaşımız için, şehirlerimizin markalaşması ve daha konforlu olanaklara sahip olması için önemli.

Bu atmosferde siyasi kaygılardan çok vatandaşın beklentilerine, ihtiyaçlarına odaklanmalıyız. Fakat görüyoruz ki planlar başka yönde! Günlerdir bir “sokak olayları” manipülasyonu ve algısı yürütülüyor.

Sokaklar ısınacak, sokak olayları başlayacak! Bu algı bile rahatsız edici! Vatandaşımızın, ülkemizin ve hatta dünyanın sorunları yeterince fazlayken; bir de bu huzursuz söylemler, insanları yeniden korku ve endişeye sürüklüyor. Biz geçmişte seksenleri, yakın tarihte de gezi olaylarını yaşadık. Bunların kime ne faydası oldu.

Gezi Olayları’nın olduğu gün faizler % 4, 5 borsa yüz binin üzerinde seyrediyordu. Bir gecede faizler % 11 oldu.  Dolar iki misline çıktı. Borsa elli binlere geriledi. Milletin cebinden bir gece de çalınan para 150 milyar lira oldu. Şimdi tekrar sokaklara insanları dökünce sırf şahsi iktidar hevesleri yüzünden nelere gebe olduğumuzu,  umarım tüm milletimiz görür ve bu oyuna gelmez.

HEPİMİZ DAHA MUTLU VE DAHA HUZURLU GÜNLERİN HAYALİNİ KURALIM

Bakın esnaf hala kendini toparlayamadı. Hala o günlerin faturasını ödüyor. Üstüne bir de dolar oyunları, ekonomik dalgalanmalar derken zaten milletin hali harap. Gözümüzün önünde Paris yanıyor! Bu olayların kimseye bir faydası yok! Bu söylemlerle de vatandaşımızı, esnafımızı huzursuz etmeye kimsenin hakkı yoktur! Dünya yangın yerine dönmüşken, ülkemizi de bu yangının içine itmeye çalışanlara karşı uyanık olalım.  

Hepimiz daha mutlu daha huzurlu günlerin hayalini kuralım.  Karanlıkların gölgesine sakın ha sakın kapılmayalım.

SURİYE'NİN KUZEYİNDE KURULACAK BİR TERÖR DEVLETİ FİKRİNDEN VAZGEÇMEDİLER

Uzun bir süredir gündemde olan, Fırat’ın Doğusu’ndaki terör unsurlarını temizlemek amacıyla yapılacak operasyon için geri sayım başlamış vaziyettedir.

Teröristler, tüneller kazarak ve Suriye rejiminden medet umarak ölümlerini ertelemek peşindeler.  Tabi ki asıl umutlarını paralı askerliklerini yaptıkları ABD’ye kilitmiş vaziyetteler.  Teröristlere, hem maddi hem de lojistik desteklerini sürdüren ve bu bölgede Türkiye’siz hareket etmek isteyen ABD yönetimi hala aynı kafayla devam ediyor.

Aldatmak ve oyalamaktan başka bir yöntem geliştirmediler. Suriye’nin kuzeyinde kurulacak bir terör devleti fikrinden vazgeçmediler. Görünen o ki, yeni bir oyalama planını devreye sokacaklar. Yeni kurdukları gözlem noktalarından vazgeçtiklerini ya da sınır boyunda kuracakları üslerin iptalini gündeme taşıyacaklar. Bu da yetmezse ülkemize karşı daha tehditkâr hamleler yapmaya başlayacaklar.

ABD’den gelen son açıklamaların üst perdeden gelmesi bu fikrimizi doğrular niteliktedir. Bunun yanında, Kuzey Irak’ta bulunan Karacak Dağı’nı vurmamız ve ardından, dost ve komşu ülke Irak’ın bu harekatımız nedeniyle devletimizi protesto etmesini,  son derece üzücü ve yanlış bulduğumuzu da ifade etmek istiyorum.

ABD / CENCOM / AB / ARAP BİRLİĞİ BİZİM EN BÜYÜK HASMIMIZDIR

Türkiye Cumhuriyeti Olarak; Irak yönetiminden beklentimiz,  terör unsurlarının faaliyetlerine hiçbir şekilde izin vermemesi ve müsamaha göstermemesidir. Evet, Fırat’ın Doğusu’na yapılacak operasyonun diğer operasyonlardan daha büyük riskleri vardır. Bu risklerin en başında “ABD ile çatışmak” gelmektedir. ABD’NİN, siyonistlerin ve tüm emperyalistlerin her durumda önümüze taş koymasına, oluşturacakları “Türkiye’siz planlar”a, Doğu Akdeniz’de altımızı oymalarına ve daha da önemlisi; gelecek nesillerimizin güvencelerine el koymalarına izin vermemek için;  Fırat’ın Doğusu’na bu operasyonun yapılması zorunludur.

Türkiye’nin hedefi aslında burada sadece YPG/PKK değildir. Zaten bunlar Türkiye’nin ve TSK’nin hasmı olamazlar. Türk ordusu önünde tutunamazlar. Ancak kahpelikle manevra alanlarını genişletirler. Bu örgütler kukladırlar.

Bu yüzden Türkiye’nin asıl hedefi bu terör örgütlerini sevk ve idare eden, üzerlerinden vekâlet savaşı yürüten ABD ve müttefikleridir. Fırat’ın Doğusunu yöneten ve Irak’ı da bu bölgeye eklemlemeye çalışan ABD/CENTCOM/AB/Arap Birliği bizim en büyük hasmımızdır.

Bu hasımlarımızın burnumuzun dibindeki faaliyetleri, ülkemizin bağımsızlık ve bekâ parametrelerini alt-üst edebilecek çaptadır. Türkiye’nin asıl amacı; bedeli ne olursa olsun, ABD’nin başını çektiği bu şer cephesinin Suriye sınırının doğusunda YPG/PYD kuruculuğunda bir "garnizon devletçiği" kurmasına mani olmaktır.

ABD ve müttefiklerinin izin vermeyeceklerini taahhüt etmesine rağmen; PKK’nın Kandil’de geliştirdiği eşkıya kapasitesinin Türkiye’ye ederi ortadır. Müstakbel tehdit-tehlike-risk analizi yapıldığında, PKK/YPG’nin Suriye’de geliştirdiği kapasitenin Kandil’de geliştirdiğinden oldukça fazlasıdır. Mutlaka bu kapasite sıfırlanmalıdır.

MEŞRU MÜDAFAA

Türkiye ne yapıp edip, ABD’nin elinden YPG/PYD 'maşası’nı alınmalı akabinde ABD’nin kendisi de bölgeden temizlemelidir.

Türkiye’nin en önemli bekâ faktörü, işte bu hedeflemedir!

Öncelikle ifade edelim, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Zeytin Dalı Harekâtı öncelikli olarak Türkiye topraklarını “müdafaa” amaçlı bir operasyondu. Fırat’ın doğusuyla alakalı müstakbel operasyon ise “tam” anlamıyla bir “taarruz” niteliğinde olacak. En azından hedeflemelere bakacak olursak böyle olmak zorundadır!

Fırat’ın Doğusuna Yapılacak Olan Müstakbel Operasyon, tıpkı Afrin’de olduğu gibi BM Sözleşmesi 51. Madde Gereğince “self-defense”  yani “meşru müdafaa” hakkının kullanımı temelinde olacak gibi görünüyor. Dolayısıyla uluslararası hukuk zaviyesinden bakıldığında çok bir sorun yok gibi.

CİDDİ İNSAN HAKLARI SUÇLARI İŞLENİYOR

 Suriye rejimi bölgeye hâkim olamadığından oradaki insan hakları ihlallerini bertaraf etme gibi bir yükümlülüğünü yerine getiremiyor ya da getirmek istemiyor.

Keza sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla Fırat’ın doğusundaki hakim nüfusun Kürtlerden müteşekkil olmadığı, bölgede ağırlıklı olarak Arapların ve diğer unsurların olduğu olduğunu, buraların yerleşik topluluklarının YPK/PKK tarafından etnik temizliğe uğradığı şeklindeki durum tespitini sıkça vurguluyor.

Yine, bilhassa Menbiç başta olmak üzere neredeyse nüfusun tamamına yakının Arap olduğu bölgelerde YPG tarafından ciddi insan hakları suçları işlenmektedir. Bu istikamette Menbiç halkı çeşitli nümayişlerle sesini başta Türkiye olmak üzere tüm dünyaya duyurmaya çalışmaktadır. Bu nümayişler basına da yansımaktadır.

Bizler Büyük Birlik Partisi ve Alperenler olarak; Yüce Türk Milleti, Yüce Türk Devleti Ve Yüce Türk Ordusu’nun yanındayız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

DOĞU TÜRKİSTAN'DAN YEMENE MİTİNGİ
Genel Başkanımız Mustafa Destici, Çin'in Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlalleri ile Yemen'de yaşanan iç savaşa dikkati çekerek, BBP ile Alperen Ocakları iş birliğiyle başkentte Abdi İpekçi Parkı'nda 23 Aralık Pazar günü saat 11.00'de "Doğu Türkistan'dan Yemen'e" mitinginin düzenleneceğini duyurdu.

 

  Kaynak: KANAL HABER AJANSI   Bu haber 319 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  DİĞER B B P HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
resmi ilanlar
Yukarı