KORAY AYDIN: İKTİDARIN BU DÖNEMİ; "ZAM VE ZULÜM DÖNEMİ"

 Tarih: 19-12-2018 20:36:59
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın, “gelinen noktada iktidarın bu dönemi, “zam ve zulüm dönemi” olarak tarihe geçecektir” dedi

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan Bütçe Kanunu Teklifinin 6. Maddesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Koray Aydın, “Bugün geldiğimiz noktada, adalet ve kalkınma partisi iktidarı döneminde ülkemizde ‘adalet’ de yoktur, ‘kalkınma’ da yoktur. Yandaşları zengin etmek ve kalkındırmakla meşgul olan iktidar; zamların altında ezilen, işinden ve aşından olan, işçinin, memurun, esnafın, sanayicinin, çiftçinin, emeklinin, velhasıl tüm mağdur kesimlerin feryadını duymuyor, görmüyor ve hissetmiyor. Bu feryadı duymamak; insafsızlıktır, vicdansızlıktır ve açık bir zulümdür” şeklinde konuştu.

İktidarın seçimlerden önce ‘çıraklık dönemi’, ‘kalfalık dönemi’ ve ‘ustalık dönemi’ gibi kendi tanımlamaları olduğunu hatırlatan Koray Aydın; “şimdi o dönemleri unuttular. Ama biz kendilerine hatırlatıyoruz. Gelinen noktada iktidarın bu dönemi, ‘zam ve zulüm dönemi’ olarak tarihe geçecektir” şeklinde konuştu.

HARCAMA YETKİSİ DE TEK ELDE TOPLANIYOR AMA DENETLENEMİYOR

Demokrasinin olmazsa olmazının kuvvetler ayrılığı prensibi olduğunu belirten İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın şunları söyledi: “Yasama, yürütme ve yargı birbirini dengeleyecek ve denetleyecektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kuvvetler ayrılığı prensibini yerle bir etmiş, adeta bütün güçleri tek elde toplamıştır. Üzerinde konuştuğumuz 6. Madde de birçok konuda düzenleme ve harcama yetkisini tek elde topluyor. Sayın Cumhurbaşkanı yedek ödeneği adeta örtülü ödenek gibi dilediğince kullanacak, kurum ve kuruluşların bütçeleriyle ilgili aktarma yetkisine sahip olacak. Peki, bütçe ödeneklerinin yerli yerinde kullanılıp kullanılmadığı nasıl denetlenecek? Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına harcamaları denetleyebiliyor mu? Geçtiğimiz aylarda basına yansıyan birkaç Sayıştay raporuyla gördük ki, milletin parası akıl almaz yol ve yöntemlerle hortumlanmıştır. İktidarın ilk icraatı bu raporu hazırlayanları görevden el çektirmek oldu. Sayıştay'ın Denetim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı apar topar görevinden alındı. Yetmedi belediyelerin denetlenmesinden sorumlu Sayıştay 15. Grup Başkanı da görevinden alındı. İktidarın belediyeleri, milletin parasını har vurup harman savuruyor, iktidar tasarrufu milletten bekliyor.”

 

İKTİDAR İSRAF EDİYOR, TASARRUFU VATANDAŞTAN BEKLİYOR

İktidarın “itibardan tasarruf olmaz” anlayışıyla milletin parasını saraylara, köşklere, uçaklara, lükse, şatafata harcadığını ve açıkça israf ettiğini, tasarrufu ise vatandaştan beklediğini ifade eden Koray Aydın, “görüştüğümüz 2019 bütçesine de ‘tasarruf bütçesi’ diyorlar. Daha önce dedim ya ‘tasarruf sadece vatandaştan bekleniyor’ diye! Alın size bir örnek: Meclis Başkanlığı daha önce iki kez iptal edilen 66 araçlık lüks makam aracı ihalesi için yeniden ilana çıkıyor! İşçimiz, memurumuz, öğrencimiz toplu taşım ücretlerine gelen 20-30 kuruşluk zamdan bile etkilenip kara kara düşünürken, siz sıfır kilometre lüks makam aracı alma derdindesiniz. Sayenizde vatandaşımızın satın alma gücü yerlerde sürünüyor. Türkiye; vatandaşın satın alma gücü açısından Avrupa’da 37 ülke arasından 29’uncu sırada! Ekonomi neresinden tutsak elimizde kalıyor. Daha dün işsizlik rakamları açıklandı, Eylül ayı itibariyle işsizlik 11,4 oldu. Her dört gençten biri işsiz. İşsizlik devri iktidarınızda kronik hale geldi. Yine dün sanayi üretimi rakamları açıklandı. Ekim ayı itibariyle sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 5,7 azaldı. Yandaş basın ve ekonomistler bile bu rakamları sert düşüş olarak nitelendirdi. Müdahale ettiğiniz sanayi üretimi rakamları bile açıklanan son büyüme rakamlarını yalanlıyor” şeklinde konuştu.

 

‘ANLAŞMALI İFLAS” OLAN KONKORDATO İLANLARI KRİZ DALGASININ İŞARETİ

Koray Aydın, son aylarda artan konkordato ilanlarına değindiği konuşmasında, şunları söyledi: “Son birkaç ayda sayenizde (!) neredeyse bütün vatandaşlarımızın öğrendiği bir terim var: Konkordato! Neymiş bu konkordato? Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ‘iflas anlaşması’ bir başka deyişle ‘anlaşmalı iflas’ demek. Birkaç gün önce ilgili bakan vahim tabloyu kendisi açıkladı: 846 işletme konkordato ilan etmiş! Bu rakam 1 ay önce 356 idi. Yani bir ayda iflasın eşiğine gelmiş olan işletme sayısı yüzde yüzden daha fazla artmıştır!”

 

8 MİLYON OLAN İCRA DOSYASI SAYISI BİR ÇOK ÜLKENİN NÜFUSUNDAN FAZLA

Batık kredi rakamları da alarm verdiğini hatırlatan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın “batık kredi pazarı iktidarınızda 41 milyar TL’ye çıktı. Borç tahsilatı için bekleyen 3 buçuk milyon dosya var! Bankalar alacaklarını tahsil etmek için, batık kredileri sayıları giderek artan varlık yönetim şirketlerine satıyor. Bu şirketler de zaten zor durumda olan vatandaşın tepesine çöküyor. İcra dosyaları, sayenizde rekor kırdı. Adliyelerde yer kalmadı. İşte yılın son ayındayız. 2018 yılında adliyelere

gelen icra dosyası 8 buçuk milyona dayanmış durumda. Bu rakam neredeyse Avrupa’daki çoğu ülkenin nüfusundan bile fazla! Memleketi ne hale getirdiniz?” dedi.

 

AÇIKLANAN ENLASYON RAKAMLARI İNANDIRICI DEĞİL!

Açıklanan enflasyon rakamları üzerinden iktidara yönelik eleştirilerini sıralayan Koray Aydın: “Ya enflasyon rakamlarına ne demeli? Düştü dediğiniz enflasyon rakamları bile TÜFE’de yüzde 20’nin, TEFE’de yüzde 40’ın üzerinde seyrediyor. Kaldı ki açıklanan enflasyon rakamlarına nasıl inanalım? Siz değil misiniz mevzuatta bir değişiklik yaparak bir gecede kişi başına düşen geliri balon gibi şişiren. Siz değil misiniz enflasyon rakamlarını beğenmeyip enflasyon hesaplamalarında kullanılan ürün sepetinde değişikliğe giden. Siz değil misiniz keyfinizi bozan rakamları açıkladı diye rakamları açıklayan birimin başındaki TÜİK Başkan Yardımcısını görevden alan?” şeklinde konuştu.

 

DOLAR YÜKSELİRKEN ZAMLAR DA YÜKSELİYOR, AMA DÜŞERKEN DÜŞMÜYOR!

Konuşmasının son bölümünde İYİ Parti’nin parlamento çalışmaları ile ekonomik kriz nedeniyle mağdur olan kesimlerin sorunlarına değinen Koray Aydın şunları söyledi: “Milletimizin mağdur kesimlerini ilgilendiren, vatandaşımızın yaralarına parmak basan araştırma önergelerimizin hiç biri kabul edilmiyor? İYİ Parti olarak aynı önergeleri siz verin biz destekleyelim diyoruz, o da kabul görmüyor. Soru önergelerimize ya hiç cevap verilmiyor, ya da alay eder gibi ilgisiz bir cevap veriliyor. Anlaşılan odur ki; denetim yolları tıkanmış, tek adam rejimi artık iyice hayata geçmiştir. Tek eksik harcama yetkisinin de tek elde toplanmasıdır. İşte bu bütçe kanunu teklifiyle o da hayata geçecektir. Oysa yapılması gereken ‘Beytülmale uzanan el, kızım Fatıma’nın eli de olsa keserim’ anlayışıyla tüyü bitmemiş yetimin hakkına sahip çıkmaktır. Bugün ülkemizde fıkralara rahmet okutan bir dolar-zam ilişkisi yaşanıyor. Dolar yükselirken zamlar da yükseliyor, ama düşerken düşmüyor. İktidar da bu çarpık düzeni seyrediyor. İğneden ipliğe her şeye zam gelmiş. İşsizlik tavan yapmış, sanayi üretimi çakılmış, krediler ödenemiyor, şirketler bir bir iflas ediyor. Ama iktidarımız, ‘kriz yok, büyüyoruz, bize bir şey olmaz’ yalanlarıyla milleti kandırıyor.”

 

ASGARİ ÜCRETE, MEMURA, EMEKLİYE VE İŞÇİYE DE YÜZDE 26 ZAM YAPILMALI!

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın, kendi maaşına yüzde 26 zam yapan Cumhurbaşkanının, asgari ücretlinin, memurun, emeklinin ve işçinin maaşına da aynı oranda zam yapılması yönündeki tekliflerini duymazdan geldiğini hatırlatarak; “Türkiye’de kriz var. Hem de krizin babası var. Yapmak istediğiniz krizi Mart sonuna kadar idare etmek. Kriz yok diye milleti uyutmak, kandırmak sonra da zamlarla milletin tepesine çökmektir. Bugünden vatandaşı uyarmak da bizim görevimizdir” dedi.

 

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın’ın konuşmasının tamamı şöyle:

“Sayın Başkan,

Değerli Milletvekilleri,

2019 Yılı Bütçe Kanunu teklifinin 6. Maddesi üzerinde İYİ Parti grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve televizyonları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.

Teklifin altıncı maddesi, zaruri hallerde bütçe ödenekleri arasında aktarma, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesine konulan “yedek ödenek” kullanımı ile ilgili hususlar, yılı içinde kullanılmayan bazı ödeneklerin ertesi yıl bütçesine devri gibi daha bir dizi önemli konu yer alıyor.

En önemlisi bütün bu hususlara ilişkin usul ve esasları belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkili kılınıyor.

Değerli Arkadaşlar,

Daha önce çeşitli vesilelerle defalarca söyledik.

Demokrasinin olmazsa olmazı, kuvvetler ayrılığı prensibidir.

Yasama, yürütme ve yargı birbirini dengeleyecek ve denetleyecektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kuvvetler ayrılığı prensibini yerle bir etmiş, adeta bütün güçleri tek elde toplamıştır.

Üzerinde konuştuğumuz 6. Madde de birçok konuda düzenleme ve harcama yetkisini tek elde topluyor.

Sayın Cumhurbaşkanı yedek ödeneği adeta örtülü ödenek gibi dilediğince kullanacak, kurum ve kuruluşların bütçeleriyle ilgili aktarma yetkisine sahip olacak.

Peki, bütçe ödeneklerinin yerli yerinde kullanılıp kullanılmadığı nasıl denetlenecek?

Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına harcamaları denetleyebiliyor mu?

Geçtiğimiz aylarda basına yansıyan birkaç Sayıştay raporuyla gördük ki, milletin parası akıl almaz yol ve yöntemlerle hortumlanmıştır.

İktidarın ilk icraatı bu raporu hazırlayanları görevden el çektirmek oldu.

Sayıştay'ın Denetim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı apar topar görevinden alındı.

Yetmedi belediyelerin denetlenmesinden sorumlu Sayıştay 15. Grup Başkanı da görevinden alındı.

İktidarın belediyeleri, milletin parasını har vurup harman savuruyor, iktidar tasarrufu milletten bekliyor.

İktidar, “itibardan tasarruf olmaz” diyor, milletin parasını saraylara, köşklere, uçaklara, lükse, şatafata harcıyor, açıkça israf ediyor, tasarrufu vatandaştan bekliyor.

Görüştüğümüz 2019 bütçesine de “tasarruf bütçesi” diyorlar.

Daha önce dedim ya ‘tasarruf sadece vatandaştan bekleniyor’ diye!

Alın size bir örnek:

Meclis Başkanlığı daha önce iki kez iptal edilen 66 araçlık lüks makam aracı ihalesi için yeniden ilana çıkıyor!

İşçimiz, memurumuz, öğrencimiz toplu taşım ücretlerine gelen 20-30 kuruşluk zamdan bile etkilenip kara kara düşünürken, siz sıfır kilometre lüks makam aracı alma derdindesiniz.

Sayenizde vatandaşımızın satın alma gücü yerlerde sürünüyor.

Türkiye; vatandaşın satın alma gücü açısından Avrupa’da 37 ülke arasından 29’uncu sırada!

Ekonomi neresinden tutsak elimizde kalıyor.

Daha dün işsizlik rakamları açıklandı, Eylül ayı itibariyle işsizlik 11,4 oldu.

Her dört gençten biri işsiz.

İşsizlik devri iktidarınızda kronik hale geldi.

Yine dün sanayi üretimi rakamları açıklandı.

Ekim ayı itibariyle sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 5,7 azaldı.

Yandaş basın ve ekonomistler bile bu rakamları sert düşüş olarak nitelendirdi.

Müdahale ettiğiniz sanayi üretimi rakamları bile açıklanan son büyüme rakamlarını yalanlıyor.

Bir başka çarpıcı veri daha paylaşmak istiyorum.

Son birkaç ayda sayenizde (!) neredeyse bütün vatandaşlarımızın öğrendiği bir terim var: Konkordato!

Neymiş bu konkordato? Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “iflas anlaşması” bir başka deyişle “anlaşmalı iflas” demek.

Birkaç gün önce ilgili bakan vahim tabloyu kendisi açıkladı: 846 işletme konkordato ilan etmiş!

Bu rakam 1 ay önce 356 idi.

Yani bir ayda iflasın eşiğine gelmiş olan işletme sayısı yüzde yüzden daha fazla artmıştır!

Değerli Arkadaşlar,

Batık kredi rakamları da alarm veriyor.

Batık kredi pazarı iktidarınızda 41 milyar TL’ye çıktı.

Borç tahsilatı için bekleyen 3 buçuk milyon dosya var!

Bankalar alacaklarını tahsil etmek için, batık kredileri sayıları giderek artan varlık yönetim şirketlerine satıyor.

Bu şirketler de zaten zor durumda olan vatandaşın tepesine çöküyor.

İcra dosyaları, sayenizde rekor kırdı.

Adliyelerde yer kalmadı.

İşte yılın son ayındayız.

2018 yılında adliyelere gelen icra dosyası 8 buçuk milyona dayanmış durumda.

Bu rakam neredeyse Avrupa’daki çoğu ülkenin nüfusundan bile fazla!

Memleketi ne hale getirdiniz?

Ya enflasyon rakamlarına ne demeli?

Düştü dediğiniz enflasyon rakamları bile TÜFE’de yüzde 20’nin, TEFE’de yüzde 40’ın üzerinde seyrediyor.

Kaldı ki açıklanan enflasyon rakamlarına nasıl inanalım?

Siz değil misiniz mevzuatta bir değişiklik yaparak bir gecede kişi başına düşen geliri balon gibi şişiren.

Siz değil misiniz enflasyon rakamlarını beğenmeyip enflasyon hesaplamalarında kullanılan ürün sepetinde değişikliğe giden.

Siz değil misiniz keyfinizi bozan rakamları açıkladı diye rakamları açıklayan birimin başındaki TÜİK Başkan Yardımcısını görevden alan.

Sayın Başkan,

Değerli Milletvekilleri,

Bu Bütçe Kanunu teklifiyle hükümete ve Sayın Cumhurbaşkanına verdiğimiz harcama yetkisi denetlenemiyorsa, bizim burada 6. Madde böyledir, “yedek ödenek” şöyledir dememizin fazla bir anlamı yoktur.

Milletimizin mağdur kesimlerini ilgilendiren, vatandaşımızın yaralarına parmak basan araştırma önergelerimizin hiç biri kabul edilmiyor?

İYİ Parti olarak aynı önergeleri siz verin biz destekleyelim diyoruz, o da kabul görmüyor.

Soru önergelerimize ya hiç cevap verilmiyor, ya da alay eder gibi ilgisiz bir cevap veriliyor.

Anlaşılan odur ki; denetim yolları tıkanmış, tek adam rejimi artık iyice hayata geçmiştir.

Tek eksik harcama yetkisinin de tek elde toplanmasıdır.

İşte bu bütçe kanunu teklifiyle o da hayata geçecektir.

Oysa yapılması gereken “Beytülmale uzanan el, kızım Fatıma’nın eli de olsa keserim” anlayışıyla tüyü bitmemiş yetimin hakkına sahip çıkmaktır.

Bugün ülkemizde fıkralara rahmet okutan bir dolar-zam ilişkisi yaşanıyor.

Dolar yükselirken zamlar da yükseliyor, ama düşerken düşmüyor.

İktidar da bu çarpık düzeni seyrediyor.

İğneden ipliğe her şeye zam gelmiş.

İşsizlik tavan yapmış,

Sanayi üretimi çakılmış,

Krediler ödenemiyor,

Şirketler bir bir iflas ediyor.

Ama iktidarımız, “kriz yok, büyüyoruz, bize bir şey olmaz” yalanlarıyla milleti kandırıyor.

Kendi maaşına yüzde 26 zam yapan Sayın Cumhurbaşkanı, asgari ücretlinin, memurun, emeklinin ve işçinin maaşına da aynı oranda zam yapın teklifimizi duymazdan geliyor.

Türkiye’de kriz var.

Hem de krizin babası var.

Yapmak istediğiniz krizi Mart sonuna kadar idare etmek.

Kriz yok diye milleti uyutmak, kandırmak sonra da zamlarla milletin tepesine çökmektir.

Bugünden vatandaşı uyarmak da bizim görevimizdir.

Sayın Başkan,

Değerli Milletvekilleri,

Bugün geldiğimiz noktada, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde ülkemizde “adalet” de yoktur, “kalkınma” da yoktur.

Yandaşları zengin etmek ve kalkındırmakla meşgul olan iktidar;

Zamların altında ezilen, işinden ve aşından olan,

İşçinin,

Memurun,

Esnafın,

Sanayicinin,

Çiftçinin,

Emeklinin,

Velhasıl tüm mağdur kesimlerin feryadını duymuyor, görmüyor ve hissetmiyor.

Bu feryadı duymamak;

İnsafsızlıktır,

Vicdansızlıktır ve

Açık bir zulümdür.

İktidarın daha önce seçim dönemlerinde “çıraklık dönemi, kalfalık dönemi ve ustalık dönemi” gibi kendi tanımlamaları vardı.

Şimdi o dönemleri unuttular.

Ama biz kendilerine hatırlatıyoruz.

Gelinen noktada iktidarın bu dönemi, “zam ve zulüm dönemi” olarak tarihe geçecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, 2019 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, İYİ Parti grubu adına hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum

  Kaynak: KANAL HABER AJANSI   Bu haber 121 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  DİĞER İYİ PARTİ HABERLERİ
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
resmi ilanlar
Yukarı